Medyum Esre

Medyum Esre. Medyum, Hoca, Büyücü, Efsuncu ve daha nice yakıştırmalarla anılan , bir uğraşılar silsilesi bu fani hayatta arkamda bırakmak istediklerim ve birikimlerim. İsteyenin dilediğince fâide görmesi umudu ile haşronulmaktayım.

Büyü her devirde insanoğlunun karşına çıkan ve kimi zaman İyilik ve saadet temini ile, kimi zamansa insanın hayatına mal olabilecek durumlara sebebiyet verebilmekte olan ucu kor demirdir tabirimce. Büyünün tarihini anlatmak gerekirse: Harut ve Marut daha Dünyada büyü ve efsun diye bir şey yokken insana büyü yapmayı kademe kademe ve büyü yapmanın aşamalarını öğretmiş iki üstün özellikle yaratılmış Melektir. Şöyle nitelendirsek yanılmış olmayız, günümüzde Medyumluk mesleğini hakkıyla ifa eden Medyumların, Hocaların, Büyü ve Efsunun ataları bu İki üstün özellikli melektir.

Büyü hakkında insanlar hep doğa üstü olaylar sonucuna varmakta ve bu kanaattedir, oysa doğa üstü dediğimiz şeylerle iç içeyiz ve bizlerin veya çoğumuzun algısının bu döngüyü anlamlandıramadığı sebeplerle büyüyü bir bilinmezlik olarak nitelendirmekteyiz. Oysa ki Cinlerde Meleklerde bizim kainatımızı bizimle paylaşan varlıklar.

İnsanlar algılarının yetmemesi sebebi ile ve normal olarak Büyüyü bir anlamda doğa üstü görmekteler. Çoğu ALLAH dostu bu anlattığımız kademeyi geçmişler ve bunun için türlü riyazat uygulamaları, çeşitli tesbihat çalışmaları ile insanlar adına göz perdesi dediğimiz sınırlılığı kaldırmayı başarmışlar bu anlamda çoğumuza üstünlük sağlamayı başarmışlardır. Günümüzde de bu hayli mümkündür, yapılan Büyülerin tam anlamıyla aktif hale gelmesinin tek ve olmazsa olmaz anahtarı da teknik olarak bu seviyi bir kademede olsa yakalamaktır. Yapacağı iş neticesi ile ilk kademe olarak öğreti yaptığım kimselere en önemli başarı anahtarının bu olduğunu bildirerek bu konu üzerine araştırma yapanlarında paylaşımlarımın bir kaynak niteliğinde fayda göreceklerini umut ederek, şükür niyazı ile hamd etmekteyim.

Büyü ve Büyücülüğün en çok bilinen ve revaçta olduğu zaman ise Hz. Musa (Nabbi Moşe) dönemindedir ve hala kullanılan Büyü, Vefk ve Tılsımlar o zamana ait dil , lisan ve öğretilerle temellenmiş durumdadır. “İbranice’nin temellendirdiği kodlama sistemi tek ve olmazsa olmaz bir anahtar niteliğini taşımaktadır. (Bahsetmiş olduğum Vefk sistemi ile de en yakından alakası bulunan bir durumdur)”

Benim kanaatimde ve saptamalarımda Büyü ve Efsunun insanlık tarihinde zirve yapmış oldugu dönem bu devirdir. Kur’an-ı Kerim azimüş şandan: (Taha Suresi, 57 – 76) -Firavun, Hz. Musanın elindeki asanın hikmetini bilmekte ve Hz Musanın asasından çok tedirgin olmaktadir.

Firavun dönemin bütün Büyücülerini bir vadiye toplar ve Hz. Musa ile karşılaşmalarını sağlar. Firavunun Büyücüleri ile karşı karşıya gelen Hz. Musa onların Hz. Musa’ya attıkları sopaların ve tılsımlı nesnelerin yılan ve çeşitli korkutucu varlıklara dönüşmesine karşı, Hz Musa karşısında ki bu mahluklara attığı asasının ejderha olması ve ejderhanın yılanları ve bu varlıkları yenmesi sonucunda sihirbazların secde etmesi hem Fiilen anlatılmakta ki bu konu üzerine temellenmiş ve Yahudilerce anlatılmakta olan yaşanmışlıklar hala insanların dillerinde, kendi öğretilerinde yer almaktadır. Bu anlatı ayet olarak da Yüce Kitabımızda yukarıda belirttiğim ayette bizatihi geçmektedir.

Tabi Büyücülük tarihinde Osmanlı İmparatorluğu zamanlarını atlamamak hatta yabana atmamak lazım. Bahsi geçen vakitlerde yaşamış büyücülerin ellerindeki urganı göğe fırlatıp orada asılı bıraktığı, dahası bu urgana tırmanıp tekrar aşağı toprağa indikleri bizlere birer yaşanılmışlık olarak nakledilmekte. Kıssadan hisse elimizde nadide ve üstelik unutulmaya yüz tutmuş bir ilim var. Benim hayalden öte en büyük düşünce teşkillerimden birisi; Elimde bulunan kesin sonuçlu Büyü ve Efsunları patentlemek, bu İşe kalbini vede gönlünü verip hayatını adayacak kimselere öğretmek aynı anda insanlığa armağan etmek düşüncesindeyim nasip ve müyesser olursa.

Ben bu düşünce ile nicedir hayatımı vakfettiğim bu uğraşılar silsilesi ile hayatımdan gayet memnunum konu üzere elhamdülillah.

Ben beni bildim bileli hatim, kitap, islam tasavvufu, büyü ve sihir menkibeleri ile haşır neşirim. Sadece 4 kuşak ötemi bilebiliyor ve o mübareklerinde bir uğraşı adlettikleri ve şimdilerde Medyum olarak nitelendirilen bu vasfı üzerimde şükür ebet ki taşımaktayım. Cinler alemini bilmek tam adlandırmak için klavye yetersiz kalsa da zaman zaman bu konuya da değineceğim. Dedim ya bana ata yadigarı olan bu mesleği eski tarihlerde büyük dedem sürdürmekteymiş, lakin göç vuku bulmuş eşine kalan büyük toprak varlığını yönetmek adına bulunduğu yerden başka bir diyara taşınmış.

Burada kendince Toprak işlemeye başlamış, bir gecede buraya Cinni tayfasına bir çok ev bina inşaa ettirmiş, zamanın insanları buna bir zaman anlam verememiş. Ama alimlik yolunda bayağı bir adammış rahmetli mübarek. Zaman geçmiş kapısını bayağı bir aşındıran olmuş. Ünü, namı dilden dile ve kasaba kasaba dolaşmış.

Bütün işlerini cinni tayfasına yaptıran Muttalip Dedem bir gün ihtiyaç hasılı tarlasını hasat ettirmek için çesitli riyazatlarla iş yaptırmak için cinlerden yardim talep etmiş. (çağırım, yazım, akit vb.) Ama çoğu uykusuz geçen günlerin birinde görülecek işleri yanlışlıklar ile farklı telaffuz ve yazım ile bozun manasında emir vermiş ve hasatı yıkılan zarar gören Muttalip dedem bir daha cinlere iş yaptırmamak akdine yemin vermis ve bu ilmi bırakmış.

Söylence üzeri olduğu gibi tam olarak nitelemek onları şudur budur diye nitelemek şu an tam manasıyla anlamsız.Bir tabir varıdr hani “emir demiri keser, verilen işi askeri bir düzende yapan cinni tayfayı iyi kullanmayı nasip eylesin yaratan”.

Şahsım kendime daha çok vakit ayırmak adına şirin bir beldeye yerleştim ama rahmetli dedem gibi ilmi bırakmak adına değil gökyüzü bilimi ve Büyülerimi derleyip patentlemek adına bu tercihte bulundum.

Yine bir anlatı ama bu sefer kendimden: “Hayvanlar alemi Cinni boyuta adım atmanın anahtarıdır.” Ben bu bilgi dahilinde çeşitli kümes hayvanları ve önemli bir anahtar olan bir erkek Eşek yavrusu aldım büyüttüm hanemde ki bünyede, evimde dam diye tabir edilen hayat’da kalan bu hayvancağızı her sabah kan ter içerisinde bulmaya başladım. Bir gün gece istihare niyeti ile uyandım ve dışarı sessizlikte çıkmış bulundum. Baktım hayattan “hayat: dam, ahır.” nal sesleri ve Eşek sanki can telaşı ile bir yere gitmesi gerekiyormuş gibi hayattın içerisinde koşturmakta. Hemen çember duası ile hayata yanaştım baktım eşeğin üzerinde bir Peri Kızı ben ise usulca ve atik davranarak Peri Kızının elbisesine bir iğne ile ilmek taktım “Bu sayede boyut değiştiremeyen Peri Kızını belirli ahitlerle serbest bıraktım.”

Şimdi bu nasıl bir olgu Hocam böyle şey olur mu diye kendi içerinde bir bir düşünce yaşayabilirsin. Ama bu konuda yadırganmamak adına bahsettiğim konu ile alakalı olarak; Çeşitli Ülkelerin çeşitli denemeleri dahası bu işin ilim yolunda ilerlemesi adına çeşitli okullar bizatihi eğitim öğretimlerine günden güne daha kararlı adımlarla devam etmekteler.

Ben ve benim gibi bu isle uğraşanlar tam anlamıyla sadece yaptıkları Büyünün veya Sihrin tutması adına çeşitli formüller kullanmaktalar. Cinni alem bir ateş gibidir, maşanız olmazsa elleriniz yanar ve bu çok doğru bir tabirdir. İsin ilmini bilmeyen sadece kulaktan dolma sözler bile tekrar en tekrar edilmesi bir davet yapar ve çağırdıklarınızı gönderemezseniz başınız ciddi manada ağrır ve inanın hayatınız kabusa döner….

Şimdi ise aşk-i insan. İnsan her zaman aşkı arar ve insanın doğası gereği yaratıcı bunu emreder zaten. Bir kimse aşkı bulur, yaşar ve hisseder ama karşı tarafında kendisi gibi hatta kendisinden fazla kendisini düşünmesini kısaca ipleri hep elinde bulundurmayı arzular yaratandan, tabi bu işin bir yönü sadece. Yukarıda Bahsettiğimiz üzere Harut ve Marut Tarafından İnsana kademe kademe öğretilmiş bizatihi günümüzdeki medyumlara kadar süregelmiş ve bence sonsuzluk alemi kıyamete değin süregelecek, önemli çok önemli bir olaylar dizisi anlamlandırmak istediğim.

devam edecek….